Erzurum’un stadyum sorunu uzun süredir tartışılıyor…
Aslında “şapka düştü, kel göründü” durumu ilk olarak o zamanki adıyla Büyükşehir Belediye Erzurumspor’un Süper Lig’e çıktığı 2018 yılında yaşandı…
Stadyumun Süper Lig kriterlerine uygun hale getirilmesi için Büyükşehir Belediyesi çok ciddi paralar harcamıştı ve yaptığı bu harcamaların parasını da Spor Bakanlığı’ndan alamamıştı…
Fakat buna rağmen sezon boyunca türlü rezaletler yaşanmıştı…
Hele Konyaspor maçının başlamasına dakikalar kala stadyumun elektrik tesisatının patlamasını unutamıyorum…
Tam o günlerde AK Parti hükümeti Türkiye’nin tam 45 noktasına modern stadyumlar inşa ediyor ama Erzurum’dan yükselen sesi kimse duymuyordu…
2018 yılında başlayan “Modern stadyum” talebini Ankara duymak istemedikçe ses daha da yükseldi…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her Erzurum ziyareti öncesinde beklenti, “Stadyum yapılacak” sözü vermesiydi…
Ancak bu beklenti 14 Aralık 2024’de AK Parti 8. Olağan İl Kongresi'ne kadar karşılık bulamamıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir diğer güzel haberimiz stadyum konusudur. Gençler, Erzurum'a modern bir spor tesisi kazandırmak istediğimizi daha evvel söylemiştik. 20 bin kişilik stadyumu programa aldık. Hazırlıklarını tamamladık. İnşallah yakında yapımına başlayacağız." sözleriyle müjdeyi vermişti…
Bu sözle elbette mutlu olduk ancak sadece sürecin sadece ilk aşaması tamamlanmıştı…
Zira, 2018’den bu yana bu talebe kulağını tıkayan, asrın felaketi sonrasında stadyum tam kapasite kullanılamaz hale gelmesine rağmen kılını kıpırdatmayan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ve onun bürokratlarının varlığı gerçeği önümüzde duruyordu.
Hiç durmadık, her platforma “Stadyum sözü ne oldu?” sorusunu yönelttik, ilgililerini hem sıkıştırdık…
Şahsım olarak önceki dönem İçişleri Bakanı ve AK Parti Milletvekili Selami Altınok ve AK Parti Erzurum İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu’nu hem yüz yüze hem sosyal medyada hem de haberlerimle sürekli rahatsız ettim…
Stadyum konusunu en yakından takip eden ve medyada bu işin öncüsü olan biri olarak benim için Altınok ve Küçükoğlu’nun yeri ayrıdır…
Hem işi müthiş bir çaba ve özveriyle takip ettiler hem de neticelendirmeyi başardılar…
Örneğin AK Parti İl Başkanı Küçükoğlu, il başkanları toplantısında birkaç kez Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verilen söze rağmen projenin henüz ihale aşamasına getirilmediğini hatırlatarak, işin hızlandırılmasını sağladı.
Bir keresinde de Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ile birlikte yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bilgilendirdiğini biliyorum…
Selami Altınok’u bu süreçte çokça eleştirdim…
Çünkü onun bakanlıklar üzerindeki etkisini biliyor ve sürekli konu üzerinde diri kalmasını amaçlıyordum…
1-2 kez “Yeter Allah aşkına tamam yapılacak” diye bana çıkıştığını hatırlıyorum…
Her defasında “Sayın bakanım, ben ihaleye çıkmadan bu işin peşini bırakmayacağım” karşılığını verince de, tebessümle cevap verdiğini söyleyeyim…
O da Allah için sürekli işi takip etti, defalarca bakanlığa gitti, bakanla, bakanlık bürokrasisiyle mücadele verdi.
Ve bu çalışmaları yaparken de hiç kendisini öne atmadı, rol çalmadı…
Başkaları gibi, “Şu tarihte ihale tamam” deyip, lafını ortada da bırakmadı…
Reklamdan uzak durarak ve sadece çalışarak bir süreç yürüttü.
Tabi ortada Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın net bir direnişi olunca, süre bu kadar uzadı…
İhale yapılıncaya kadar birbirimizi üzdük, kırdık veya kızdırdık…
Ama hepsi Erzurum içindi…
Ve sonucunda da hep birlikte başardık…
Bu yazıyı kaleme almadan önce hem Altınok’u hem de Küçükoğlu’nu arayarak, süreçteki katkılarından dolayı bir Erzurumlu olarak teşekkür ettim…
Selami bey, o süreçteki sert yazılarımı hatırlattığımda, “Ne sen ne başkası kendisine bir şey istemedi. Hepimizin ortak amacı Erzurum’a bir şey kazandırmaktı” dedi.
Küçükoğlu da aynı olgunlukla yaklaştı…
Bu vesileyle stadyumun bana göre iki kahramanı olan Selami Altınok ve İbrahim Küçükoğlu’na bir kez de bu sütunlardan teşekkür ediyorum…
Stadyum konusu aslında Erzurum için bir başlangıç olmalı…
İçimizdeki çatlak seslere, ne yaparsan yap beğenmeyecek ve eleştiri yapacak olanlara kulak tıkayıp, tek ses olduğumuzda Erzurum, Ankara’dan herşeyi söküp alabiliyor…
Bence bu birlikteliği ve enerjiyi, hızlı tren, tüneller, barajlar, uçak seferleri, ulaşım sorunları, turizm konularında da sağlayabilirsek, şehrimizi yeniden Doğu’nun Paris’i yapabiliriz…













