Yıllardır sporun her kademesinde görev almış bir spor adamı olarak şunu açıkça ifade edebilirim ki; bir spor kulübünü yönetmenin ne denli zor olduğunu bilenlerdenim. Hele ki profesyonel bir futbol kulübünün yükünü ve sorumluluğunu dışarıdan anlamak hiç de kolay değildir.
Erzurumspor, yakın geçmişte yok olmanın eşiğine gelmiş bir kulüptü. Transfer tahtası kapalıydı, maddi imkânsızlıklar had safhadaydı; futbolcular alacaklarını alamıyor, kulüp içinde en temel ihtiyaçlar dahi karşılanamaz hâle gelmişti. O günlerde farklı beklentilerle, mangalda kül bırakmayan birçok talipli çıktı kulübe. Fakat beklentileri karşılık bulmayınca, ne yazık ki hiçbiri gerçek anlamda elini taşın altına koymadı.
Şehir gibi kulüp de sahipsiz kalmıştı.
İşte tam bu noktada, hiç bir şekilde merhabam olmamış, siyasi olarak farklı düşündüğümüz , fakat göreve geldiği günden itibaren Erzurumspor için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadığını gördüğüm Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mehmet Sekmen devreye girdi. Güvendiği bir bürokrat olan Sayın Ahmet Dal’ı görevlendirerek kulübün başına getirdi.
Ahmet Dal çok eleştirildi, çok yıpratılmak istendi, zaman zaman çok daraldı ancak Erzurumspor için hiç geri adım atmadı. Rahmetli annesinin sağlığı ile uğraşırken bile of demeden çalıştı, sabretti, mücadele etti ve en önemlisi takımı bir arada tutmayı başardı. Egodan uzak, samimi ve çalışkan duruşuyla sadece bir başkan değil, adeta birleştirici bir lider oldu.
Profesyonel bir kulüpte futbolcuları motive etmek, onları aynı hedef etrafında toplamak kolay değildir. Ancak oluşturulan o inanç ortamı sayesinde, zaman zaman ücretlerini dahi alamayan futbolcular formanın ağırlığını hissetti ve takımı sahiplendi.
Bu ruhun oluşmasında en büyük pay sahiplerinden biri hiç şüphesiz Ahmet Dal’dır.
Futbolcuların fedakârca ortaya koyduğu mücadele her türlü takdirin üzerindedir. Çünkü onlar bu işi profesyonelce yapan, emeğiyle hayatını kazanan insanlardır. Ancak bu süreçte gösterdiler ki mesele sadece profesyonellikten, sadece maddiyattan ibaret değildir.
Öyle bir duruş sergilediler ki bizlere adeta unutulmaya yüz tutmuş bir gerçeği yeniden hatırlattılar. Onların da birer insan olduğunu, onurlarının, karakterlerinin ve aidiyet duygularının en az kazandıkları ücret kadar kıymetli olduğunu sahada ortaya koydular.
Zor zamanlarda, alacaklarını alamadıkları anlarda bile formanın ağırlığını hissettiler; şehrin umudunu, taraftarın beklentisini yüreklerinde taşıdılar. Pes etmediler, bahane üretmediler. Aksine daha çok kenetlendiler, daha çok inandılar. Her biri sahaya çıktığında sadece bir maç oynamadı; bir duruş sergiledi, bir karakter ortaya koydu.
Bu başarının arkasında sadece futbolcular yoktu. Teknik direktörün liderliği, teknik ekibin gece gündüz süren emeği ve kulüp çalışanlarının görünmeyen fedakârlıkları da bu tablonun en önemli parçalarıydı. Antrenmandan saha içine, saha dışından kulüp düzenine kadar her noktada büyük bir özveri ortaya kondu. Belki isimleri çok anılmadı ama bu başarıda onların alın teri, emeği ve inancı büyük pay sahibidir.
Verdikleri bu mücadele, sadece bir sportif başarı değil; aynı zamanda büyük bir insanlık dersidir. İnancın, sadakatin ve sorumluluğun neleri değiştirebileceğini hepimize gösterdiler. Aslanlar gibi savaştılar, terlerinin son damlasına kadar mücadele ettiler ve bu formanın hakkını sonuna kadar verdiler.
Ama açıkça söylemek gerekir ki bu başarının asıl sahibi; cefakâr Erzurum halkı ve büyük taraftardır. Soğuğa aldırmadan, zorlu şartlara rağmen her koşulda , iç sahada, deplasmanda takımlarını hiç yalnız bırakmadı hep yanında oldular. Takım kötüyken de vardılar, yoklukta da vardılar, bugün zirvede de hakettikleri gibi varlar. Gerçek sahipliğin ne demek olduğunu herkese gösterdiler. Bu başarı en çok onların eseridir.Varolsunlar.
Elbette süreç içerisinde farklı mecralardan ellerinden geldiği kadar takıma destek verenler oldu.
Ancak şu soruyu da sormadan geçemeyiz.
Hiç bir desteği olmayan bugün ise boy boy paylaşım yapan büyük esnaflarımız, sivil toplum kuruluşları ve bazı siyasiler; takım bu kadar zor durumdayken neredeydiniz?
Takım iyi giderken birkaç bayrak asmakla, sosyal medyada paylaşım yapmakla bu işler olmaz. Hani “ tarlada izi olmayanın , harmanda sözü olmaz” atasözümüz var ya sizlere onu hatırlatmak isterim.
Ez cümle; Bugün gelinen noktada bir başarı varsa, bunun temelinde inanç, sabır ve gerçek sahiplenme vardır. Bu sahiplenmenin en güçlü temsilcileri ise Mehmet Sekmen, Ahmet Dal , koca yürekli futbolcular, teknik heyet ve büyük Erzurumspor taraftarıdır. Bu başarıyı kimse gölgelemesin, kimse haksız yere sahiplenmeye kalkmasın.
Bu vesileyle; kulübü ayağa kaldıran Sayın Mehmet Sekmen’e, Kulüp Başkanı Ahmet Dal’a , fedakar futbolcu, teknik heyet, gizli kahraman kulüp çalışanları ve her şartta takımının yanında olan büyük Erzurumspor taraftarına en içten şükranlarımı sunuyorum.
Temennimiz odur ki, bu büyük başarı yıllardır yılan hikâyesine dönen yeni stadyum sorununun da çözülmesine vesile olur ve Erzurum modern bir stadyuma kavuşur.









