Şair Yavuz Bülent Bakiler'in şiirlerinin tamamını okumuş biriyim. Hatta hafızamda bazı şiirleri de mevcuttu. Zaman zaman da okurdum. Ancak Atatük'e iftira ve aşırı karşıtlığını görünce bu şiirlerini hafızamda resetledim. Vefat etti bu dünyadan göçtü rahmet dileyen var dilemeyen var. Bu bir kişisel tercih. Ben de bir paylaşım yaptım ve ölünün arkasından kem laf etmem dedim. Ancak Atatürk karşıtlığına bir vurgu yaptım. Bu tespit bir olünün çekiştiritilmesi anlamına gelmez. Öyle olsa vefat edenlerin arkasından hiçbir yorum ve değerlendirmenin yapılmaması gerekir. Kimi yorumcu Hocam Atatürk'ü sevmek veya sevmemek üzerinden Yavuz Bülent'i eleştirmeniz doğru değil diyor. Doğru söylüyorlar herkes Atatürk'ü sevmek veya beğenmek zorunda değil. Ama Yavuz Bülent Bakiler Atatürk'ü sevmiyor diye değil, bu milletin çok değerli has bir evlâdına hakaret ediyor, iftira ediyor diye çok doğru bir tespit yaptım. Yavuz Bülent eleştirmiyor hakaret ve iftira ediyor. Bu da kimsenin hakkı da değil ve haddi de değildir.
Yavuz Bülent Bakiler Atatürk'ü sevmeyebilir de beğenmeyebilir de. Bu onun doğal hakkı. Fakat kazın ayağı hiç de öyle değil. Açalım videolarını Fetö güzellemelerini ve Atatürk'e iftiralarının ve hakaretlerinin ne iri boyutlarda ve ne şiddette olduğunu birlikte izleyelim ve görelim. Bu sevip sevmemenin ötesinde marazi bir durum. Bazı milliyetçi arkadaşlar da onun şiirleri üzerinden milliyetçi kişiliğinden kaynaklı Atatürk'e yönelik hakaret ve söylemlerini görmezden geliyorlar.
Arkadaşlar! Kendini Türk milliyetçisi olarak tanımlayan biri nasıl bir Türk milliyetçisi ki; bu devletin kuruluş felsefesini milliyetçi kodlara bina eden, bu devlete Türk devleti ismini ve bu halka Türk milleti ünvanını veren, Türkçe'yi devletin dili yapan, Türk Tarih Kurumunu, Türk Dil Kurumunu kuran Atatürk'e karşı olur? Siyasal bölücülerin, malum kimi kötü zihniyetlerin ve mandacıların bakışıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü değerlendiren bir adam nasıl bir Türk milliyetçisi olabilir ki? Keşke Yunan kazansaydı diyen Yunan sevdalısı İngiliz beslemesi Fesli Kadir'le birlikte Atatürk'e olmadık lafları eden biri nasıl olur da bir Türk milliyetçisi olur Allah aşkına! Söyleyin. Onun geçmişine ve yazdığı şiirlerine bakmam ben, onun son duruşuna ve konmuş olduğu en son durağına bakarım ben.
Yavuz Bülent Bakiler'in milletvekili yapılmadığı için vakti zamanında Alpaslan Türkeş Beye ve Muhsin Yazıcıoğlu'na sözleri ortada iken, MHP Merkez Karar Organında bulunurken; Devlet Bey tarafından nasıl kovulduğu bilinirken; hâlâ Atatürk karşıtlığını çok aşırı bir seviyeye taşıyan Yavuz Bülent Bakiler'in ifrata varan iftiralarını görüşlerini özümseyen ve kendilerine milliyetçi diyen kimi arkadaşların aklına şaşarım vallahi! O Türk milliyetçiliğinden başka bir kulvara evrilerek Atatürk'e bu kadar karşıt kesilmişti.
Ben paylaşımımla bir ilkeli bir duruşla hakikati ifşa ettim. Hakaret etmedim ve asla hakaret de etmem. Ama bir hakikati söylemekten de zülfü yâre dokunur diye asla çekinmem. Ona sloganik bakanların ve söylediklerini görmeyenlerin ve zor bir ikilemde kalan sözüm ona kimi milliyetçi arkadaşların ezberleri bozuldu. Ölüden şeytan elini çekmiş ve ölüler çekiştirilmez diyenler ki doğrudur. Öyle ise 85 yıl evvel bu dünyadan göçmüş Atatürk'ü hâlâ çekiştirenler, ona hakaret eden şeytanlar için bu sözleriniz geçerli mi bu yorumu yapan milliyetçi arkadaşlar? İlkeli duruş bir kişiliktir ve duruştur. Yönümüzü belirleyelim.
Netice-i kelam vefat eden Yavuz Bülent Bakiler sevabıyla günahıyla her fani gibi ahirete intikal etti artık. Amacım onun kişilik hakkarına asla saygısızlık değildir. Olmaz da. Necip Fazıl'ın bir alt yürüyüşü Yavuz Bülent Bakiler'in görüş ve düşüncesinin tespitini yapmaktır irdelemektir.









