Dilek İmamoğlu'nu Sözcü TV'de izlerken eşine yapılanların bir haksızlık olduğunu inanarak savunan, reva görülenlere üzülse de paniğe kapılmayan, kararlı, eşinden çok emin ve asla umutsuzluğa kapılmayan sakin duruşundan ve zaman zaman duygusal anlar yaşamasından insan olarak etkilendim. Zorlu zamanlarda eşlerin moral kaynağı olması son derece önemli. Onu izlerken tutuklu olduğum ve daha sonra iki yilı aşkın yargılandığım ve neticede suçsuzluğuma karar verilen süreçte değerli eşimin karamsallık yaşamadan sergilediği ve masum olduğuma inanan ve bana hep ümit aşılayan desteğini ve kararlı ilkeli duruşunu hatırladım. Son görüşmemizde de yakında tahliye olacaksın demişti ve öyle de olmuştu. Bir haksızlığı yaşamışlardan biri olarak eşinin bir haksızlığa uğradığına inanan bir eş; Dilek Hanım'ın ifadelerini içten ve samimi buldum.
Ümit ederim İmamoğlu isnat edilen bu iddia ve bu suçlamalardan aklanır, adalet tecelli eder ve kaldığı yerden yoluna devam eder. Yaşadığım benzer bir süreçte değerli eşimin arkamda dik duruşunu hatırlayınca; Dilek Hanım'ın eşine olan güvenini ve sarfettiği içten samimi duygularını çok iyi anlıyorum. Çünkü denilir ya; "Damdan düşenlerin halini ancak damdan düşenler bilir" İşte bu nedenle olacak ki damdan düşenlerden biri olarak yoğun bir duygu yoğunluğu yaşadım.
Ekrem İmamoğlu şayet masum olduğunu, gizli tanıklar ve itirafçılarca kendisine isnat edilen suçlamaların soyut olduğunu, iftiralar atıldığını belge ve bulgularla ortaya koyabilecekse, ki ben öyle olacağını düşünüyorum er veya geç bu sarmaldan kurtulur ve yaşanan bu zorlu günler de gelir geçer. Ancak siyasetin yolu öyle asfalt değildir. Bazı bedeller ödenmeden de maalesef maksuda erişilemiyor.









