• ŞEpnolat üst

Hemşehrimiz Cahit Külebi ile tanışmam...

Yeni Türk şiirinde özel bir yer edinen Cahit Külebi, halk şiirinden etkilenerek ve halk türkülerinden yararlanarak çağdaş bir şiir oluşturmuş, konu olarak yurt, insan ve doğa sevgisini işlemiş ve şiirlerinde tema olarak da çocukluğunun ve gençlik yıllarının geçtiği yörelerden izlenimler yansıtmış lirik bir şair... Benim de etkilendiğim, hâlâ güncellığini koruyan ve zevkle okunan Türk lirik şiirinin büyük şairlerinden biri..."Kop Dağı'nda akar bir çeşme var/ Serçe parmak kalınlığında suyu/ Haram etmiş gece gündüzü uykuyu / Akar da akar/... Samsun'un evleri denize bakar/... İstanbul'da bir yâr sevdim / Adamı günaha sokar/... Benim doğduğum köylerde / Ceviz ağaçları yoktu / Ben bu yüzden serinliğe hasretim/ Okşa biraz / Benim doğduğum köyleri/ Akşamları eşkıyalar basardı/ Ben bu yüzden yanlızlığı hiç sevmem / Konuş biraz" Seferberlikte Muhacir giden ailesinin ata-baba yurdu için ve benim de doğum yerim olan "Pasinler'deki köyümüzün / Sokakları beyazdı / Pasinler'deki köyümüzün/ Sokakları beyazdı /Sonra ovalar gördüm ki / Ya çöldü, ya ayazdı / Uzak ovalar / Uzak ovalar" gibi duygulu içten mısralarının müellifi hemşehrim Cahit Külebi ile tanışmam ve kendisiyle birebir yaşanmış bir hatıram...


Yıl 1971 veya 1972... Ardahan Lisesinde görev yapmaktayım.  Bakanlık müfettişlerince okulun denetimlerinden biri yapılmakta. Üç yılda bir yapılan bu rutin ve çok yararlı denetimler son birkaç yıl öncesine kadar bir plân dahilinde hep uygulandı. Gerçi günümüzde her alanda olduğu gibi,  Milli Eğitim Bakanlığı'nca da lise ve dengi okullarla birlikte, ilköğretim kurumlarının rutin olarak yapılan ve daha çok rehberlik amaçlı bu denetimlerine ne akılsa son verildi. Kurumlar "Kim kime, dum duma" bir hal aldı. Halbuki tüm devlet kurumlarının periyodik denetimlerinin yapılması yasal bir zorunluluk... Neyse...


Cahit Külebi Başmüfettiş olarak Ardahan Lisesinde yapılan denetim grubunun içinde yer almakta... Birlikte lise ikinci sınıfların edebiyat dersine girmiştik. Konumuz "Türk destanları" Öğrencilerimize misafirimiz Cahit Külebi'yi tanıtırken, Bakanlık Başmüfettişi olduğundan bahisle, aynı zamanda Türk edebiyat ve şiirinin büyüklerinden biri olduğunu ifade etmiş ve kendilerinden müsaade alarak "Sivas Yollarında" isimli  Anadolu'nun ve Anadolu insanının yaşamında kesit ve esintiler yansıtan şiirini okumuştum. Dersin bitiminde hem dersi işleme teknik ve biçimimden, hem anlatılan konuya hakimiyetinden ve hem de kendisine ait bir şiirinin okunmasından çok memnuniyet duyduğunu ifâde etmişti. İşlenen konunun kritiğini yaparken; meselâ "Ergenekon Destanı"nı işlerken biraz abartılı, çok duygusal ve aşırı lirik bir üslûp kullandığımı, ideolik söylemlerden biraz daha uzak, daha sakin olmam ve daha az heyecanlı olmam gibi telkinlerde bulunmuştu. Cevaben "Efendim; Türk milliyetçiliği ve kültürü eksenli bir dünya görüşüne sahibim; bu tür bir konuyu işlerken duygularıma hakim olamadığımdan o ruh haliyle iştiyâkla konuyu işledim. Daha öğretmenliğimin ilk yılları... Tesbit ve tecrübelerinize uygun bir anlâtım ve üslûbu benimseyeceğim" dediğimde, bütün o olgun kişiliğiyle sessiz kalmış ve yeni bir ikazda bulunmamıştı.


Öğretmenler odasında sohbet ederken; nereden mezun ve nereli olduğumu sorduğunda; Erzurum Pasinler doğumlu ve Horasan nüfusuna kayıtlı olduğumu ifâde ettiğimde; gözlerini boşluğa dikerek duygu yüklü derin bir suskunluğa gömülmüş ve bir müddet susmuştu.  "Benim anne tarafım Horasan Aşağı Tahir Hoca köyünden, baba tarafım Erzurum merkez... İnsanların göç göç olduğu o meş'um seferberlik günlerinde kağnı üzerinde bin bir zorluk ile ve o günün şartlarında İç Anadolu'ya (Tokat) mühacir gitmiş bir ailenin çocuğuyum, Erzurum, Hasankale ve Horasan hatıraları ve mühacirlikte çekilen eziyetlerin ve yaşanılan zorlukların hikâyeleri ve annemin okuduğu ninnilerinin eşliğinde büyüdüm. Bana anlatılanlara göre göç halindeyken annem kağnı üzerinde beni doğurmuş; doğduğum gün ve tarih elde bulunan Kur'an'-ı Kerimin bir kenarına not düşülmüş. Bir tevafuk eseri bir hemşehrimin dersine girmekten son derece bahtiyâr oldum" demişti. Devamında her okunduğunda tarifsiz bir duyguya kapıldığını ifâde ettiği "Göç göç oldu, göçler yola dizildi" Erzurum'a ait içlı ağıtın mısralarını okumuştu. Kaldıkları günler süresince sohbet etme imkânın olmuş; böyle değerli bir edebiyatçı ve şairin hemşehrisi olmaktan ben de gurur duymuştum. O tarihlerde huzurunda okuduğum ve hâlâ okumaktan büyük bir zevk aldığım ve keyif duyduğum şiirini paylaşarak; kendisine rahmet diliyorum.


SİVAS YOLLARINDA


Sivas Yollarında geceleri
Katar katar kağnılar gider
Tekerlekleri meşeden
Ağız dil vermeyen köylüler
Odun mu, tuz mu götürürler?
Ağır ağır kağnılar gider
Sivas Yollarında geceleri


Ne, yıldızlar kaynaşır gökyüzünde
Ne, sevdâyla dolar taşar gönüller
Bir rüzgâr eser ki bıçak gibi
El ayak şişer
Sivas Yollarında geceleri
Ağır ağır ağır ağır kağnılar gider


Kamyonlar gelir geçer, kamyonlar gider
Toz duman içinde
Şavkı vurur yollara
Arabalar dağılır, şoförler söver
Sivas Yollarında geceleri
Ağır ağır kağnılar gider

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.